TBMM Genel Kurul Konuşması – 22 Ocak 2026

Haber Detay

Haberler

TBMM Genel Kurul Konuşması – 22 Ocak 2026

22 Ocak 2026 Ali Özkaya 805 Görüntülenme
Yeni Yol Partisi tarafından sunulan Meclis Araştırması önerisi üzerine AK Parti adına yapmış olduğu konuşma

Sayın Başkan Değerli Milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyen Aziz Milletimiz,
Yeni Yol Grubu tarafından verilen; KHK ile ihraç olan kişilerle ilgili araştrıması açılması talebi ile alakalı AK Parti grubumuz adına huzurlarınızda bulunuyorum.
Öncelikle, şunun bir defa altını çizmek istiyorum, 15 Temmuz dünyada eşi görülmemiş, FETÖ’cü alçakların milletimize ve devletimizin bölünmez bütünlüğüne karşı yapılmış en adi bir kalkışmadır. Yine Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve aziz milletimizin kararlı duruşu ile bertaraf edilerek tüm dünyaya demokrasi dersi veren milletimizi saygı ile selamlıyorum.
15 Temmuz’da, tankların ve üniformalı hainlerin karşısına bayrakları ile koşarak bu aziz vatanı teslim etmeyen kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize sağlıklı hayırlı bir ömür niyaz ediyorum.

Değerli arkadaşlar;
bir sorunla ilgili olarak konuşurken, öncelikle sorunun temelini iyi anlamalıyız. Konunun çıkışını, temelini bilmeden konuşmak hepimizi yanıltır. Hukukende bu durum böyledir. Bir konuda hakim hüküm vermeden, savunma makamını, savcılık makamını ve adli delillleri inceleyerek bir neticeye varmaktadır. Bu konuda aynen böyledir.
Bugün KHK ile ihraç edilerek görevlerine beraat alsa dahi göreve iade edilemediği iddia edilmektedir.

Kıymetli Milletvekilleri, Aziz Milletimiz;

Devletimize kast eden, milli birlik ve bütünlüğümüzü hedef alan Ülkemizi harici ve dahili düşmanlarca işgale açan bu hain kalkışma sonrasında devletimiz bir refleks göstermiş, kendisini tehdit eden bu yapıyı devletin tüm yapılarından temizlemeye çalışmaktadır. Bu yapı öylesine bir hal almış ki bugün dahi ilgili kurumlarımızın çalışmaları devam etmektedir. >>>

Halen daha canlanmaya çalışan, bu yapıyla iltisaklı olduğu ortaya çıkarılacak ihraç edilen bu kişilerin, beraat almaları göreve iade edilmeleri ile alakalı olarak mağduriyet varsa giderilmesi için 23/01/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur. Ocak 2023’te ise Komisyon bir başvuru için özenle çalışmakta ve bir karara karara bağlayıp, görevini tamamlamıştır..

Ancak takdir edersiniz ki, devletimizi 1980’li yıllardan ve hatta daha öncesinden saran, ele geçirmek için kilit noktalarda kendi adamlarını göreve getiren bu alçak yapıya mensup olma ihtimali dahi devletimiz açısından çok büyük bir risk teşkil etmekdir. Nitekim Anayasa Madde 129 ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 6’ıncı maddesinde, “Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatle bağlı kalmak… zorundadırlar.” Denilmiştir. yani devlete sadakati şüpheli ise idare bu kişi ile çalışmak zorunda değildir. Bu da bizlere “kurum kanaati”nin yasal dayanğını oluşturmaktadır.

Kaldı ki Anayasa Mahkemesi Kararlarında da, CMK ve Disiplin Hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğunu, böyle durumlarda Ceza Mahkemesi ve Disiplin Soruşturmasının ayrı ayrı yürütülmesi gerektiğini bir çok kararında hüküm altına almıştır. Ve bu kararlarında, temel ilke, Ceza mahkemesi hükmünün, disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı olmadığıdır. AİHM Kararlarında da bu kararlar ve konular hep gerekçelendirilmiştir.

Yine beraat kararı konusuna değinmek gerekirse, 5271 sayıl Ceza Muhakemesi Kanununn 223. Maddesine göre beraat kararı a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, hallerinde verilmektedir.

İdare hukukuna göre bu hallerin birisinden beraat almış olmak, İdare Hukuku açısından kesin bir anlam ifade etmektedir. İsnat edilen suç, adi bir suç değildir, aksine Anayasayı ortadan kaldırmayı hedefleyen, devletimizin birlik ve beraberliğine kast eden bir örgüte üye olduğu iddiasıdır.

Burada kişilerden daha ziyade devletimizi korumak hepimizin ortak paydası olmalıdır. Devletimiz bölgemizde yaşanan krizleri, dünyanın seyrini dikkate aldığımızda 86 milyonun güvenliğinden, huzuru ve refahından sorumludur. Şunu açıklıkla söyleyebilirim, seçim bölgem Afyonkarahisar’da ve çeşitli bölgelerde bu sıkıntıya yaşayan vatansever vatandaşlarımızın bizzat bana söylediği, “Evet biz bir zarar gördük, ancak devletimiz varolsun, vatanımız sağ olsun” sözleri var.

Böyle bir sıkıntı keşke olmasaydı bu sorunlarla karşı karşıya gelmeseydik. Ancak devlet bazen kendisini korumaya almak için bir takım uygulamaları yapmak mecburiyetindedir. Ben bu kişilerin tamamı suçlu, yada suçsuz demeye yetkili bir makam değilim, bunun kararını ilgili kurumlar kendi içerisinde verir. Ancak bu konuya bakarken, bu hususları görmezden gelmemiz mümkün değildir.
Elbette bu sürecin mağdurları da olabilir, bunlar için OHAL Komisyonu, Anayasa Mahakemesi gibi kurumlarımız bağımsız bir şekilde çalışmaktadır. Yine bu kapsamda bu bir çok kişi görevine iade edilerek, birçok mağduriyetlerde giderilmiştir. Yani iddia edildiği gibi, keyfi bir süreç değil hukuka, anayasaya ve kanunlara uygun bir şekilde sağlıklı bir süreç yürütülmektedir.
Yüce Meclisimizi saygı ile selamlıyorum

Paylaş:

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. Detaylı bilgi için KVKK Politikamızı inceleyebilirsiniz.